Derin deniz sondajındaki zorluklara çözüm olan inovasyon çalışmaları

Derin deniz diplerinde bulunan hidrokarbonlar, tüm dünyada artan enerji ihtiyaçlarını karşılamak için stratejik bir kaynak niteliğindedir. 400 milyar varilden fazlasına eşdeğer petrol halen yerin altında ve bunun üçte ikisi henüz keşfedilmemiş halde bulunuyor. Günümüzde, hidrokarbon üretim faaliyetlerimizin yaklaşık %40'ı derin deniz diplerinden elde edilmektedir. Total, dünyada derin deniz sondajı alanında faaliyet gösteren ilk şirketlerden biridir ve tanınmış bir teknolojik liderliğe sahiptir, nitekim Total Grubu, birçok alanda (özellikle riser towers, tümüyle elektrikli FPSO1 deniz altı gaz-sıvı ayrıştırma sistemleri) öncü rol üstlenmektedir.

  • play the video
    CLOV

    CLOV, Angola, derin deniz sondajı alanında büyük bir proje.

  • central_proof_offshore_clov_3_TR

    Total, Kongo Cumhuriyeti'ndeki Moho Nord projesinde, daha güvenilir ve daha yüksek verimli olacak şekilde toplamayı mümkün kılan yeni teknolojiler geliştirdi.

  • central_proof_offshore_clov_2_TR

    Total, Angola'daki Pazflor derin deniz sondajı projesi ile 2013 OTC Ödülü'nü (Offshore Technology Conference) ve 2013 IPTC Ödülü'nü (International Petroleum Technology Conference) almıştır.

Sonraki Prev
  • play the video
    CLOV
  • central_proof_offshore_clov_3_TR
  • central_proof_offshore_clov_2_TR

Derin deniz sondaj alanının zorlukları

Derin deniz sondaj yataklarından yakıt çıkarmak, 7.000 metrenin altına inebilen kuyuların kazılabilmesi için, deniz seviyesinin 500 metreden daha altında çalışmayı gerektirir. Bu derinliklerde sıcaklık ve basınç koşulları aşırı seviyelerdedir. Derin deniz sondaj projelerinde, toplanan gaz ve yağların ayrıştırılması, hidrokarbon yüklü suyun işlenmesi, üretim tesislerinin elektrik beslemesi kadar geliştirme ve çıkarma maliyetlerinin düşürülmesi de, çevre konusundaki duyarlılığımızdan ödün vermeksizin üstesinden gelinmesi gereken zorluklardır. 

Bunun için de, güvenilir ve verimli teknolojilerin hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır ve bizim bu teknolojilerdeki, özellikle de FPSO'ların yani hidrokarbon üretim, işleme ve stoklama amaçlı yüzen birimlerin tasarımı, inşası ve işletmesi konusundaki uzmanlığımız tüm dünyada örnek gösterilmektedir.

  • Angola kıyıları açıklarında yer alan Pazflor, 2011 yılında sadece boyutlarıyla değil, denizin dibinde gazın sıvılardan ayrıştırılabilmesini, dolayısıyla da sıvıların FPSO'ya pompalanabilmesini sağlayan ayrıştırma ünitelerinin kurulmasıyla da teknolojik açıdan dünyada bir ilki gerçekleştirmiştir. Bu ise, projenin en büyük zorluğuna çözüm getirmiştir: Miyosen havzalarından ağır ve koyu kıvamlı yağ elde etmek.
  • 2014 yılında, Angola'nın Luanda kentinin 140 kilometre kuzeybatısında yer alan ve Total'in tümüyle elektrikli ikinci FPSO'su olan CLOV'da ilk defa, enerji tüketimini optimize etmek için hız değiştiriciler kullanılmıştır. Aynı zamanda, Total Grubu, basınç ve elde edilen miktarı artırmak üzere derin sularda ilk defa çok fazlı pompaları burada kurmuştur. 
  • 2017 yılında, Kongo'daki Moho Nord petrol üretim projesi, Total Grubu'nun teknolojik tarihinde daha emin ve daha yüksek performanslı bir çıkarma işlemine doğru kat ettiği yeni bir aşama olacaktır: iki adet yüzer üniteyle ayrı rezervuarlardan alınan iki farklı yağın işlenmesi mümkün olacak, sondaj çalışmaları kesintiye uğramayacak şekilde kızaklı bir sistem üzerinde yer değiştirebilecek ve dahası, dünyanın en güçlü pompaları arasında yer alan iki deniz altı pompa ile çok koyu kıvamlı hidrokarbon toplamak mümkün olacaktır.

Brezilya açıklarında, 2.000 metreyi aşan derinliklerde bulunan, bugüne kadar keşfedilmiş en büyük gaz havzasının kurulmasında yer aldığımız Rio de Janeiro açıklarındaki Libra'da olduğu gibi, FPSO uzmanlığımız bize dünyanın başka köşelerinde iddialı projeler yürütme imkanı vermektedir.

Sürekli bir inovasyon dinamiği

30 yıldan bu yana, derin deniz sondajı konusundaki inovasyon kabiliyetimiz çalışanların ve tesislerin güvenliğini tehlikeye atmadan ve çevreye olan duyarlılığımızdan ödün vermeden, her zaman daha yüksek performanslı üretim çözümleri geliştirebilmemize olanak sağlıyor. 

Örneğin, üretim ünitelerinin tümünün doğrudan deniz tabanına kurulabilmesini ve yüzeydeki tesislerin tamamıyla ortadan kaldırılabilmesini sağlayan subsea-to-shore teknolojisini geliştirmekteyiz. Bu deniz altı yapılar, daha zorlu deniz koşullarında, daha uzağa ve daha derine gidebilmeye imkan verirken aynı zamanda güvenliği artırmakta ve maliyetleri düşürmektedir. 

Subsea-to-shore teknolojisi, on yıldan uzun sürmüş bir ar-ge çalışmasının ürünüdür. Bu teknolojiyi ilk defa 2016 yılında, Birleşik Krallık'ta bir ilk olan Laggan-Tormore projemizde hayata geçirdik. Kuzey Denizi'nde, güçlü akıntılara maruz kalan soğuk bir suda, 600 metre derinliğinde su içinde, dört adet su altı kuyusu 140 kilometrelik bir boru hattı ile Shetland adaları üzerinde kurulu yeni bir gaz işleme santraline bağlandı. Hiçbir platformun deniz üzerine kurulu olmaması Laggan-Tormore'u dünyanın en uzun bağlantılı projelerinden biri, hele de böylesi zor bir coğrafyada kurulmuş kesinlikle en uzun bağlantılı proje haline getirmektedir. 

Subsea-to-shore, 3.000 metreyi aşan derinliklerde ve kıyıdan çok daha uzakta gerçekleştirilebilmekte ve bu teknolojik devrimlerle birlikte, Total Grubu, yeni arama ve çıkarma olanaklarının önünü açmaktadır.

 

1 Yüzer Depolama ve Yeniden Gazlaştırma Ünitesi

Bu projeyi paylaş

TOTAL HAKKINDA DAHA FAZLASI

Tanıtım - total.com

CLOV tanıtım kartı: Angola yapımı bir stratejik proje (İngilizce dilinde)

Daha fazla bilgi için bakınız

Dosya - total.com

Derin deniz sondajı: endüstriyel, teknolojik ve insancıl bir serüven (İngilizce dilinde)

Daha fazla bilgi için bakınız

EP (Keşif ve Üretim) ...

Derin deniz sondajı, erişilebilir yeni ufuklar (İngilizce dilinde)

Daha fazla bilgi için bakınız